ÇOK KONUŞANLARIN DUYMADIĞI

Neden böyledir bu? Yıllar geçtikçe çocukluğumdan beri, hatta çok küçüklüğümden beri bildiğim bir şey giderek aydınlanıyor benim için: En çok yalnız olmayı ve kendine yetmeyi bilen biri, başkalarındaki farklılığa, öteki’liğe sorgusuzca saygı duyabilir;

 

Çünkü ancak böyle biri bir başkasındaki yalnızlığı duyumsayabilir diye düşünüyorum. Derinden. Sessizce.

 

Eğer ilk tepkilerinizi ailesizliğe karşı vermek zorunda kalmışsanız, tek başına aile olmanın imkânlarını zorlar durursunuz. Ve bir gün gelir, size ait olan ne varsa, sizin ait olduğunuz ne varsa, anlarsınız ki hepsi sizin içinizdedir. Hırsızın asla çalamayacağı şeydir bu: Sizi siz yapan.

 

Bu sırlı aura, hiç kimseye söylemeden bilirsiniz ki, yalnızlık sesleriyle örülmüştür. Duayla, hayalle, özlemle, korkuyla, arzuyla, hüzünle örülmüştür. Artık iki kez uzaklaşırsınız yalnızlık çekenlerden.

 

Bir: Kendine istediklerini başkası için istemeye eğilimli olduğun için dünyanın bir yerinde tanımadığın, belki hiç tanımayacağın kişilerle her an aynı iç dili konuşmaya ve anlaşmaya başlamışsındır. Onların acısını, uğradığı zulümleri ya da coşkularını sen de duyumsarsın. Yalnızların gevezeliği bu anlamda hiç bitmez. Uzaktan yakın olur, yekdil olursunuz. Görürsün ki sadece birini anlamakla bile dinmiş çektiğin yalnızlık. Çoğul olmuşsun.

 

İki: Rabbin seni her zaman duymaktadır. Çünkü hepimiz aslında O’na konuşmakta, O’ndan istemekteyizdir. Ve sen ancak yalnızken işitmeye başlarsın O’nunla konuşmakta olan kendi sesini. Kesintisiz bir sestir bu. Konuştuğumuz sürece bir Duyan’ımız hep vardır. Dağılır yalnızlık sıkıntın. Ferahlarsın. Yayılırsın. Yalnızca bu dünyaya değil, kâinata…

 

İnsanın kendini bir başkasına, bir işe veya herhangi bir şeye yürekten verebilmesi, ona yoğunlaşabilmesi için mutlaka yalnızlıktan geçmesi gerek. Bir nesne’de eriyebildiğimiz ölçüde özne’liğimizin hakkını verebiliriz.

 

Oysa bugün yalnız kaldığında kendimizden uzaklaşıyor, hep başkalarına konuşarak varolduğumuzu kanıtlamaya çalışıyoruz. Yüksek ses: En çok kutsadığımız. Bu kalabalık ve patırtı arasında umulmadık bir yalnızlık çekmeye başlarsınız. Birbirine dönük yüzlerin görüş alanının ne kadar dar olduğunu fark edersiniz ansızın. Sesleri birbirine karışır, geçirgenliğini yitirirler bir süre sonra.

 

Çünkü kendin için konuşmak odur ki, başkalarını dinlemez hale gelirsin giderek. Yalnızlaşırsın. Kalabalıkların ortasında. İri puntolu harflerine, gür sesine rağmen…

 

Kâinata yayıldıkça, kalp genişler, ferahlaşır. Başkaları için bir şeyler yapma arzusu yüreğinizden taşar, yayılır giderek. Kendiliğinden. Başkalarına bir şeyler vermekten kaynaklanan o beklentisiz mutlulukla kuşanırsınız. Ve bu mutlulukta asla yalnız değilsinizdir.

 

Kendimizi verdikçe hep ilk kez severiz. Çok yeni olur böyle sevmek. Bazen de çok eski. Hatırlamakla yeniden öğrenmiş olur, en başından başlarız sevgilere. Büyük harfli sevgiye.

 

LEYLA IPEKCI

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !